28 Ocak 2017

Tarih kokan Safranbolu

Mesleğim gereği dönem dönem il dışı şantiyelere giderim.2016 Şubat ayında da yeni şantiye olarak Kastamonu'da işe başladık. Gider gitmez makine mobilizasyonu işe başlama vs.dönemi atlattıktan sonra Kastamonu ve civarında gidilecek yerlere göz gezdirdik. En sonunda yıllardır aklımda olan Safranbolu'ya gitmeye karar verdik.
Safranbolu tarihi evleri ve doğal dokuya sahip bir ilçe olarak aklımdaydı. Gitmeden önce de acaba o doğallık bozulmuşmudur diye hep merak ediyordum. Rotamızı İncekaya  Kanyonu ve Safranbolu şehir içi gezisi olarak belirledik. 1 saatlik yolculuğun ardından İncekaya Kanyonu'na vardık. Bu kanyonun üzerine ise seyir açısından güzel bir cam platform inşa edilmiş. İlk kez böyle bir platforma çıktım, farklı bir deneyimdi. Seyir platformundan sonra kanyonun aşağısına merdivenlerden inerek, aşağıda bulunan kafeteryadan tost-çay eşliğinde oturup vakit geçirdik. Bu arada seyir platformu ve kanyonun içerisinde kafeterya bulunmaktadır, tatlı vs.atıştırmalık yiyebilirsiniz. Seyir platformuna çıkmak için cüzi miktarda ücret alınmakta. Biz gittiğimizde kanyon için ücret alınmıyordu ama gişeler yapılmaya başlanmış büyük ihtimal oradan da yakın zamanda ücret alınmaya başlanacaktır.







Kanyon gezimizi bitirdikten Safranbolu ilçe merkezine gittik. Aracı uygun bir yere park ettikten sonra tarihi çarşısını gezmeye başladık. Tarihi dokunun korunması, doğallığın kaybolmayışı beni çok şaşırttı. Çünkü bu tarz yerler ülkemizde revizyon amaçlı amacından saptırılarak restore edilir ve doğallığı kaybolur. Safranbolu'nun yiyecek-içecek olarak birçok şeyi meşhur olabilir ama benim dikkatimi en çok lokum çekti. Tadı çok güzel, çarşı boyunca tatmanızı isteyecek bir sürü arkadaş olabilir :) Çarşı turundan sonra  bir mekana oturup yorgunluk kahvesi içtik.Türk kahvesi çarşıda meşhur olmalı çünkü bir çok yerde kahve yapan mekanlar var.








Tarihi çarşı turumuzu bitirdikten sonra ilçe merkezini turlamaya başladık. İlçe merkezi de sade ve modern bir görünüme sahip.
Safranbolu gezimi özetleyecek olursam tarihi dokunun korunmuş olması beni oldukça memnun etti. Tarihi çarşıdaki hoteller ve lokantalar da aynı dokuda hizmet vermekteler. Tarihi doku sıkıcı geldi derseniz ilçe merkezinde de vakit geçirebilirsiniz. Yaz aylarında çevre illerden gelen turistlerle birlikte haftasonları nüfus iki katına çıkmaktadır. Safranbolu, haftasonu için güzel bir tatil mekanı, tarihi çarşıda gezebilirsiniz.

1 Haziran 2014

Limni Gölü, Kadırga Yaylası, Sisdağı Yaylası

Okulun son günleri geldi çattı, finaller bitti, final stresini içimizden atmamız lazım. Toplandık arkadaşlarla hep beraber bir yerlere gidelim dedik. Arkadaşların çoğu dışarıdan geldiği için rehber olarak, onlara bir sürü yer önerdim en sonunda Trabzon-Maçka-Zigana Dağı-Limni Gölü-Aktaş Yaylası-Davunlu Yaylası-Kadırga Yaylası-Erikbeli Yaylası-Sisdağı Yaylası-Sayvançatak Köyü-Acısu-Şalpazarı-Trabzon olarak rotayı belirledik. Aşağıda görüldüğü üzere.

Kiralık aracın reklamını da yapmadan geçmeyelim. Avis personeli birçok konuda bana yardımcı olmuştur. Kendilerine teşekkür ederim.
                Bu sefer yayla yolunda çukurlarda uğraşmayalım diye altı yüksek bir araba Nissan Qashqai +2 kiraladık. Aracın özelliklerinden bahsedecek olursam, 5+2 koltuklu, + 2 koltuk 12 yaşaltı çocukları için tasarlanmış, 1.6 litre motor hacminde 2 önden çekişli jip görünümlü yüksek taksidir. Bunun haricinde 4x4 modelleri de var tabii ki. 










Emniyet kemerlerimiz de takılı :D güvenli yolculuk :D

Her seferinde sabahın erken saatlerinde yola çıkmaya çalışsak da her zaman geç kalırız :D . 9.00 gibi yola koyulduk 1 saatlik yolculuktan sonra kahvaltı için ilk durağımız olan Limni Gölü’ne ulaştık. Limni Gölü’ne ulaşım oldukça kolay. Zigana Tüneli’ne girmeden dinlenme tesislerinden yol ayrımı vardır. Kadırga Yaylası vs. tabelaları var 5-10 dakika yukarı tırmandıktan sonra tam tepede lokantalar bulunmakta. Yine oradan da Limni Gölü (8 km) tabelası takip edildiğinde kolaylıkla göle gidilebilir.

                Limni Gölü nde piknik masaları bolca bulunmakta. Et almayı unuttunuz veya mangalla uğraşmak istemediniz, göl kenarındaki tesiste karnınızı doyurabilirsiniz. Buradaki tesis tahminimce kayak tesislerine ait.

Kahvaltı ve biraz yürüyüşten sonra Davunlu Yaylası na gitmek üzere yola koyulduk. En son 2-3 yıl önce bu yolu kullandığım için bazı yerleri unutmuşum. Aktaş Yaylası nı teğet geçiyorduk bunu unutmuşum. Tabelayı görünce girdim yola meğerse yanlış yolmuş ve karla kapalı. Hemen aklıma Karaçam da yolda kaldığım zaman aklıma geldi, eyvah yine mi yolda kalacağız. Neyse ki sıkıntı yaşamadan geri dönüp tekrar anayola girdik.




Haziran ayı olması nedeniyle kar erimemiş ve bazı yollar da kapalı. Alternatif yollar olduğundan sıkıntı çekmedik. 30 dakikalık yolculuktan sonra sıradaki durağımız olan dedemlerin yaylası Davunlu Yaylası na ulaştık. Memleketim, bahar aylarında çiçeklerin farklı renk tonlarıyla bir başka güzel. 



Çocukken yaz tatilini hep buralarda geçirirdik. Şimdi bakıyorum yaylalar hep boş, sadece şenlik zamanı gelen giden oluyor. Eski nesil var sadece, yeni nesil köyden kente göç etti. Tıpkı bizler gibi. Haziran başı olduğu için yayla boş, birkaç evde insan var onlar da bizim gibi günübirlikçi. Burayla özlem giderdikten sonra bir sonraki durağımız olan Kadırga Yaylası için yola koyulduk. Kadırga Yaylası diğer yaylalara oranla merkez olduğu için kahvehaneler açık. Burada da birkaç bardak çay ve keşif için kısa bir süre konakladık. Kadırga Yaylası nın merkezi ve meşhur olmasının nedeni yıllardır süren şenlikleri ve üstü açık camisidir. Yaz aylarında her Cuma kurulan pazarda, çevre yaylalardan gelen insanlar; hem dostlarını görür hem de alışverişlerini yapar.

                Rivayete göre Kadırga Yaylası’nda bulunan üstü açık camide “Fatih Sultan Mehmet, Trabzon İmparatorluğu'nu Osmanlı topraklarına kattıktan sonra ziyaret için geldiği Trabzon'da arkadaşı olan Kadir Ağa'yı sorar. Kadir Ağa'nın yaylada düşmanla savaşırken şehit düştüğünü öğrenen Fatih Sultan Mehmet bir Cuma günü Kadir Ağa'nın mezarını ziyaret eder ve mezarın bulunduğu yerde beraberindekilerle Cuma Namazı kılar. Bu tarihten sonra yurdun her tarafından binlerce vatandaş, her Temmuz ayının üçüncü Cuma günü Kadırga Yaylası'na Cuma Namazı kılmak için akın ediyor. Kadir Ağa'dan adını alan Kadırga Yaylası'nda, 2 minareli yapılan açık camide, vatandaşlar çimenler içinde Cuma Namazı kılıyor. Aynı zamanda Kadırga Yayla Şenlikleri her yıl Temmuz ayının 3. haftasına rastlayan Cuma günü yapılıyor. 1400'lü yıllardan bu yana şenliklerin yapıldığı bu yer, ülkemizin en eski geleneksel yayla şenlikleri olarak bilinir. “


Kadırga Yaylası’ndan sonraki durağımız Sisdağı Yaylası. Burası hangi ile bağlı orası meçhul :D Kimilerine göre Giresun kimilerine göre Trabzon :D Benim işim gezmek sadece altbilgi olsun diye söyledim. Gezer, eğlenir, mangalımı yapar dönerim. Sisdağı, Trabzon a gittiğimde ilk görmek istediğim yerlerin başındadır. Doğasından, manzarasından her zaman etkilenmişimdir. Burada da Kadırga da olduğu gibi her sene Temmuz un ortalarında (tarihi tam bilmiyorum) şenlikler düzenlenir.














20 Haziran 2013

Çaykara-Karaçam (Yolda Kalma Hikayesi) Aralık 2012 (Meşhur Bayburt-Of Yolu)

Çaykara-Karaçam (Soğanlı Geçidi Aralık 2012)
Bitirme tezi çalışmalarına başlamak için sabahın erken saatlerinde Bayburt'a doğru yola çıktık.Gidişte Zigana-Gümüşhane-Bayburt yolunu, dönüşte de Çaykara-Trabzon yolunu kullanmaya karar verdik.Çaykara yolunu kullanma sebebimiz de Uzungöl'de akşam yemeği.

Yolun boş ve havanın güzel olmasıyla sabah gidişimiz gayet kolay oldu.Öğlen vakitlerine doğru jandarmadan aldığımız izinle saha çalışmamızı yaptık ve Bayburt merkezde yorgunluk çayı içip yola koyulduk.Yola çıktığımızda hava kararmak üzereydi.

Google Harita programını kullanarak yol tarifine baktığımda Bayburt-Çaykara güzergahı normal bir karayolu olarak isimlendirilmişti.(D-915) Yola çıkmadan Bayburt esnafına sorduğumuzda da kar olabilir ama sıkıntı çekmeden gidebilirsiniz dediler.Ancak ben kar olayını çok fazla küçümsemişim.

Yol, ilk başta güzeldi gittikçe daraldı sonra da toprak yola döndü.Sonradan anladım ki işin en önemli tarafı gideceğimiz yol yayla yoluymuş.Yayla yolu olduğunu bilsem baştan girmezdim.Yarım saat gittikten sonra yol ayrımı vardı biri Çaykara diğeri de Uzungöl yolu.İlk tercihimizi Uzungöl'den yana kullandık.Tırmanışa geçtikten sonra yol kenarlarında yer yer kar birikintileri vardı. Zirveye ulaşana kadar kar birikintileri gidişimize engel olmadı  taa ki inişe geçene kadar. Kar kalınlığı 10-15 cm e ulaştığında yolu kontrol etmek için arabadan indim. Yolun ilersinde kar kalınlığı gittikçe artıyordu. Bu noktada geri dönüp Çaykara sapağından gitmeye karar verdik.(bu arada döndüğümüz yer uzungölden bakıldığında en yüksek tepesindeki yermiş)

Yolda buzla karşılacağımızdan habersiz ilerliyoruz yarım saat gittikten sonra buz tabakasının üzerinde olduğumuzu fark ettim.Tam yola girmeden bir kontrol edip geleyim dedim.İç virajlar buzlu ve dar, dış virajlar ise temizdi.Bu sefer yine risk almayıp geri dönmek istedim.Fakat eğimli bir buz tabakasından geri çıkamadık.İlk başta zincir takıp çıkmayı deneyeyim dedim fakat arabaya zincir koymayı unutmuşlar.Avis yol yardımı aradım çekici bulmaları için Trabzon daki çekici 1000 tl verseniz gelmem Bayburt taki ise arabam Erzurum da gelince çıkarım yola dedi.15 dk sonra tekrar aradı yanımıza gelemezmiş kış lastiği yokmuş.









(Yolda kaldığımız yer kaya kütlesinin gölgelediği kısım)

Bu sefer ellere kuvvet.1 metre toprak atıp deneyeyim dedim. Başarılı da oldu 10-15 m çıktıktan sonra temiz yola çıkıp  geri dönecektik.Bu sırada arkadaşlar yardım için jandarmayla görüşüyorlardı pek de umursadıklarını düşünmüyorum ama sonuçta faydaları dokundu.Yolun altındaki vadide hes şantiyesi vardı jandarma onları aramış ve yardım etmelerini istemişti.

Toprakla yol yapma işine ara verdim ve tepeden aşağıya bakarak z virajlardan arabanın gelmesini bekledim.Bir süre sonra araba ışıklarını göremedim. Dedim ki arabalar çıkamadı galiba ben en iyisi arkadaşları indireyim arabadan yolun üstüne toprak taş atsınlar gideriz bir şekilde.Tehlikeli virajdan zor da olsa geçtim 200-300 m sonra 2 tane arabayla karşılaştım.5 genç indi arabadan bizi kurtarmaya mı geldiniz diye sordum onlar da yaylaya çıkıyormuş.Olduğumuz yere kadar yola toprak taş atarak çıkmışlar.Arkasından hes şantiyesinden jiple 2 adam geldi. Arabayı verdim abiye, buzda araba kullanmadım siz sürün beraber inelim dedim.Yolun yarısını nerdeyse yürüyerek indim büyük taşları yoldan temizlemek yola toprak atmak için.Abiyle uzun süre sohbet ettik burada ilk yolda kalan biz değilmişiz çok araba kurtarmışlar burda :) . İndiğimiz yolun ismi meşhurmuş 12 viraj.


Kısa özet geçtim çok zorluk çektik 5 saat boyunca yolda kaldık.Telefon görüşmeleri yoldan çıkma
çalışmaları falan derken 5 saat olmuş.uzungöl de yemek yeriz diye yanımıza ne yiyecek ne de su almamışız.

Yıllar sonra bir not: Son zamanlarda Bayburt-Of yolunun dünyanın en tehlikeli yollarından olduğu söylenmekte. Isıtılıp tekrar tekrar medyanın gündemine girince de iyi reklam oluyor. Karadeniz yaylalarına alışkın insan için çok da abartılacak bir yol değil, buzlanma ve kar riski olmadığı taktirde rahat bir şekilde gidilebilecek bir yol.


Neyse ki gecenin sonunda sağ salim eve gelebildik.Bundan sonra aldığım en iyi ders kış ayları boyunca yayla yoluna çıkmak yok :) .

24 Eylül 2012

Manastır_Limni Gölü-Trabzon_Gümüşhane (Eylül 2012)



İl dışından misafir gelir, Trabzon da ilk nereye götürülür tabii ki Sümela Manastırı na ya da Uzungöl e. Biz de Sümela Manastırı - Zigana Dağı - Limni Gölü olarak günübirlik gezi rotası belirledik.6 kişi toplanır da sabahın erken saatlerinde çıkabilir miyiz?? biraz zor tabii ki, gelenek yerini buldu ve 10 a doğru yola koyulduk :D 
Zaman sıkıntımız olduğundan hız sınırlarını da zorlayarak 40 dakikada Manastır a geldik. Yokuşu tırmanmadan Manastırın keyfi alınmaz diyerekten 4 arkadaşı patika yola bırakıp yola arabayla devam ettik. Nedense onları bıraktıktan sonra kulağım çok çınladı :D Güç bela tırmanışı bitirdiler, Sümela yı gezdikten sonra da Zigana ya gitmek üzere yola koyulduk.



Göle vardığımızda sadece kazlar bizi karşıladı öğleden sonra gittiğimiz için kimse kalmamıştı.